Her Şeyden Bir Hikaye

Aşağıdaki yazı gazetehamburg.com'da yayınlanmıştır. Yayınlandığı şekliyle sayfamda da paylaşıyorum.


İkinci yazımla karşınızdayım. Daha önceki yazıyı okumayanların, okumasını tavsiye ederim. Neden mi? Çünkü, bir yazı dizisi yayınlıyorum. Her yazı birbirini destekliyor.

Rus yazar Maxim Gorki “Oyun, çocukların içindeki yaşadıkları dünyayı bilmelerinin yoludur” demiştir. Birazdan bahsedecek olduğum oyunun bu sözü doğruladığını fark edeceksiniz.

“Her Şeyden Bir Hikaye” oyunundan bahsedeceğim.


Bu oyun için büyük bir torba ve çeşitli ev eşyalarına ihtiyacınız olacak. Oyuncak, anahtar, bardak, çorap gibi hikaye oluşturmaya uygun eşyaları büyükçe bir torbaya ya da sepete koyun. Sonrasında torbadan teker teker çıkardığınız eşyalarla ilgili küçük hikayecikler oluşturun. Torbadan çıkardığınız ilk nesnenin çorap olduğunu düşünelim. Bununla ilgili bir hikayecik uydurmanız gerekiyor. Örneğin; “Çok eskiden Çorap adında bir çocuk varmış. Çorap’ın on kardeşi varmış. Her gün iki tanesi gezmeye gidermiş. Bütün gün gezdikten sonra çok yorulurlarmış. Yoruldukları yetmezmiş gibi yıkanmak için de çok beklerlermiş ama yıkanıp temizlendikten sonra kardeşlerinin yanına gelir ve tüm gün nereleri gezdiklerinden bahsederlermiş. Sıranın kendisine gelmesini isteyen Çorap da bu hikayeleri heyecanla dinlermiş. Bir gün sıra kendisine gelmiş ve…” gibi tamamen hayal ürünü olabilecek şekilde hikayecikler uydurabilirsiniz.

Oyunumuz çok basit değil mi? Uygulaması da çok kolay. O halde, uygulamaya geçmenizi istiyorum. Bu oyunu kimler uygulayabilir. Ebeveynler, öğretmenler, yabancı dil kursu eğitmenleri vb. oynayabilir.


Bahsettiğim oyunla ilgili ebeveynlere bazı tüyolar vereceğim. Çocuğunuzun yaşı küçükse, oyun oynayacağınızı söylemeyin. “Sana hikaye anlatmamı ister misin?” diye sorun. Rahat bir alanda karşılıklı oturun ve ortanıza sepeti koyun. Sepetten bir tane eşya çıkarmasını isteyin. Daha sonra bu nesneyle ilgili bir hikaye oluşturun. Sırayla diğer nesneleri de çıkarmasını söyleyip, hikaye anlatmaya devam edin. Çocuğunuzun hayal dünyasının ne kadar genişleyeceğini hayal bile edemezsiniz. Çocuğunuz hikaye kurabilecek yaşta ise, ailece oturup sepeti ortanıza koyup, sırayla hikaye anlatımı yapın. Çocuğunuz utanır, cesaret edemez ya da mecbur hissederek yapmaya çalışırsa, hikaye oluşturma konusunda kesinlikle ısrar etmeyin. Tamamen gönüllülük esaslı olması gerekir. Çocukların hikaye oluşturması göründüğü kadar kolay olmayacaktır. Siz dahi hikaye oluştururken zorlandığınızı fark edeceksiniz. Çocuğunuzun yabancı dil öğrenimini destekleme konusunda da bu oyundan faydalanabilirsiniz. İsterseniz farklı dillerde hikayeler oluşturabilirsiniz.


Hayal gücünü ortaya koyup, üretme esaslı oyunlar kıvrak zeka dediğimiz kavramın gelişmesine katkı sağlamaktadır. Kelime haznesinin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Dikkat etmeniz gereken ise çocukların yaşlarına uygun hareket etmektir. Bu gibi oyunlarla çocuklarınızla daha iyi bir iletişim kurabilir, onların seviyelerini ve gelişimlerini daha iyi takip edebilirsiniz.


Eğitimcilere de bazı tüyolar vereceğim. Bu oyunu öğrencilerinizin yaşına, işlediğiniz konuya uyumlu hale getirmek sizin ellerinizde. Örneğin mevsimler konusunu işliyorsunuz. Sepetinize kar resmi, güneş resmi, kuru yapraklar, ilkbahar temalı resimler gibi nesneler doldurun. Gönüllü olan bir öğrenciden sepetten bir nesne almasını isteyin. Aldığı nesneyle ilgili bildiklerini anlatmasını ya da hikaye oluşturmasını söyleyin. Bahsettiğim oyundan biraz farklı olacak ama yeri gelmişken paylaşmak istediğim bir örnek daha vereceğim. Matematik dersinde toplama işlemi konusunda pekiştirmeye ihtiyaç duyan bir çocuk olduğunu düşünün. Bir sayfa dolusu işlem yapmak çok sıkıcı gelebilir. Bu işlemleri ufak ufak kağıtlara yazıp, sepete atın. Zorluk seviyesine göre kağıtların arkasına puan da yazabilirsiniz. (Ödüllendirmenin seviyesi konusunda ilerleyen zamanlarda bir yazı ele alacağım. O zamana kadar bu konuyu kısa geçeceğim. Puanlandırma, ödüllendirme yaparken çok dikkatli olmak lazım. Bir zaman sonra ödül verilmezse, ders çalışma terk edilebilir.) Sepete koyduğunuz bu matematik sorularını sırayla çekin. Bu sayede dersler daha keyifli olacaktır.


Bahsettiğim oyun yabancı dil öğretim kurslarında kelime öğretiminde de rahatlıkla kullanılabilir. Örneğin, meyvelerin Almanca isimlerini çalışıyorsunuz. Sepete doldurunuz meyvelerden kursiyerlerin seçmeleri istenir ve öğrenilmek istenilen dildeki karşılığı telaffuz edilir. Hızlıca birkaç tur oynasanız en fazla yirmi dakikanızı alır. Yirmi dakikada en az on meyve adını zevkle ve kolaylıkla öğrenilir. Oyunun sonunda hep birlikte güzel bir meyve tabağı yapmayı da ihmal etmeyin. Afiyet olsun! B2 seviyesinde kursiyerlere, başta anlattığım şekilde öğrenilmek istenilen dilde hikayeler oluşturulabilir. Cümle kurulurken yapılan hatalar diğer kursiyerler tarafından not alınır ve oyunun sonunda bir değerlendirme yapılır. Bu sayede öğrenme kalıcı hale gelir. Kursa gitmeden dil öğrenmeye çalışan arkadaş grupları da benzer şekillerde oyunlaştırma yapabilir.


Dikkatinizi çekti mi? Bu oyunun bir kazananı ya da kaybedeni yok. Ödül ya da ceza da yok. Sadece keyif almak için oynanan bir oyun. En eğlenceli hikayeyi anlatıp herkesi güldürebilen ya da en dikkat çeken hikayeyi anlatıp herkesi şaşırtabilen bu oyunun gizli kazananıdır. Bu nedenle yaratıcı hikayeler kurma konusunda heves uyandırır. Kendinden motivasyonlu bir oyundur.


Yukarıda bahsettiğim bir konuya daha fazla açıklık getirmek istiyorum. Çocukla oyun oynamak için doğru zamanı seçin ve zorunlu hissettirmeyin. Çocuğun oynamak istemediği ama sizin ısrarınızla oynanan bir oyun, faydadan çok zarar verecektir. İlgi eksikliği göründüğü anda oyuna devam etmeyin. Daha sonra oynamak isterse söyleyebileceğini ifade edin ve oyunu bitirin. Böyle bir durumda kendinizi kötü ya da başarısız hissetmeyin. Her oyun her çocuğun ilgisini çekmeyebilir. Gayet normal bir durum.


Bu oyunu oynarken neler yaşadınız. Eğlendiniz mi? Zorlandınız mı? Tüm yorumlarınızı okumak isterim. Lütfen geri bildirim yapmaktan çekinmeyin. Daha sonraki yazıda görüşmek dileğiyle. Mutlu kalın!


Ahmet Tekin