Bu Nedir?

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlar. Eşek, ne olduğunu fark edince önce daha beter bağırmaya başlar, sonra birden sesini keser. Köylülerse üzerine toprak atmaya devam eder. Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra çiftçi kuyuya bakar, gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek kendisinin yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. Bir süre sonra herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarına kadar yükselip dışarı bir adım atar ve koşarak uzaklaşır.


Yetişkin insanlar için zorluklar toprak misalidir. Ya çocuklar? Onlar hayat adına bir şey öğrenmeden zorlukla mücadele edebilir mi? Çocukken ağır sınavlara maruz kalan bireyler yüzünden yaşanmıyor mu toplumsal infialler? Katillerin, hırsızların, sapıkların neredeyse tamamımın çocukluk yıllarında yaşanmış travmaları var. Peki, çocuklar boyundan büyük zorluklara maruz kaldığında sorunlu bireyler oluyorsa zorluk yaşamadan mücadele etmeyi nasıl öğrenecek? Oyun, oyun, oyun... Oynanan oyunların bir kısmında yaşanan başarısızlıklar, hikâyedeki toprak misalidir çocuklar için. Oyun, hayatta daha iyi mücadele etmeyi, daha akıllıca hamleler yapmayı öğretir.

Bu yazımda, sizler için “Bu Nedir?” oyunundan bahsedeceğim. Bu oyunda kişi sınırlaması yoktur. Ebenin gözleri kapatılır. Eğer çocuğunuz gönüllü olarak gözünün kapatılmasını isterse teklifini kabul edin! Gözü kapatılan kişi, sıra ile önüne koyulan nesnelere dokunur. Elinin içine alır, her yerine dokunabilir, koklayabilir. Nihayetinde bu nesnenin ne olduğunu söyler. Bir önceki yazımda bahsettiğim "Her Şeyden Bir Kelime” oyunundaki gibi bir sepet de kullanılabilir. Bu iki oyun birbirine benzemektedir. Bu oyunda, diğer oyundan farklı olarak gözler kapalıdır. Hikâye oluşturulması istenmez. İsterseniz oyunları birbirine karıştırmakta özgürsünüz. Belli kalıplara sığmaya çalışmayın! Keyif alıyorsanız oyunu kendi isteğinize göre revize edebilirsiniz. Bu oyun aynı zamanda empati duygusunu geliştirmek için kullanılır. Görme engelli bireyler hayatta birçok engelle karşılaşır. Bu zorlukları aşmak ve çevresini tanımak için dokunma, koklama, işitme duyularını kullanır. Çocuk, bu oyun sayesinde görme engelli bireyleri daha iyi tanır.


“ÖĞRENEMEYEN ÇOCUK YOKTUR”


Öğretmenler bu oyunu müfredatlarına uygun biçimde revize edebilir. Daha somut anlaşılması için örnek vermek istiyorum: Duyu organlarımız (göz, kulak, deri, burun ve dil) ile beş duyumuz konusuna giriş yaparken bu oyunu kullanmaya ne dersiniz? Bakın, öğrencilerinizin ilgisi ne kadar da artacak. Fen Bilimleri (Science) dersinde maddenin hâlleri (katı, sıvı, gaz) konusunu oyunlaştırabiliriz. Sepete taş, kalem, defter gibi katı maddeler; su, meyve suyu, sirke gibi sıvı maddeler, parfüm, kapaklı bir kavanoz içinde soğan kokusu gibi gaz maddeler koyun! Gözü kapalı öğrenci nesneleri tanımaya çalışsın. Gaz maddelerin tanınması için “Kapağını açabilirsin!” gibi sesli ipuçları verebilirsiniz. Bu maddelerin ne gibi ortak özellikleri oldukları sorularak devam edilebilir. Sıradan bir ders konusunu zevkli ya da sıkıcı hâle getirmek biraz da öğretmenlerin elinde. “Öğrenemeyen çocuk yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır.” sözünün öğretmenlerin pek hoşuna gitmediğini biliyorum, ben de bir öğretmenim. Kendimizdeki eksiklikleri görmeye çalışmamız gerekiyor. İlk başlarda, bu performansı göstermek zor olsa da zamanla kolaylaşacak. Öğrencileriniz size hayran olmaya başlayacak ve ideal bir öğretmen olarak bahsedilmeye başlayacaksınız.

Yabancı dil öğretiminde aynı oyunu kullanabilirsiniz. Kursiyerlerin ne kadar eğlendiğine ve ne kadar kolay öğrendiğine şahit olacaksınız. Göz, kulak, burun, koklamak, dokunmak vb. terimlerin öğretilmek istenilen dildeki karşılıkları bu oyunla kolayca öğretilebilir.


Bu oyunu oynarken neler yaşadınız? Eğlendiniz mi? Zorlandınız mı? Tüm yorumlarınızı okumak isterim. Lütfen, geri bildirim yapmaktan çekinmeyin!

Daha sonraki yazıda görüşmek dileğiyle. Mutlu kalın!