ÇANAKKALE ŞEHİDİNİN EVİNE MİSAFİR OLMAK

ÇANAKKALE ŞEHİDİNİN EVİNE MİSAFİR OLMAK

Altı arkadaş, büyük oğlum ve arkadaşımın oğluyla beraber Kızılcahamam'ın Sazak Köyü'ne misafirliğe gittik. 1930'lu yıllardan kalma ahşap bir ev. Aynı zamanda Çanakkale şehidinin eviydi. Burada bir gece geçirdik.

Hafta sonu ne yapalım diye düşünürken bir tanıdığımın gelin beraber bizim köye gidelim demesiyle çıktık yola.

Ankara'dan 16:00 sularında yola çıktık. Yaklaşık bir buçuk saat sonra köye vardık. Köye vardığımızda bizi köyün çeşmesi ve koyun büyüklüğünde bir köpek karşıladı. Dağın başında böylesi heybetli bir köpeği görünce korkacak olduk ki kuyruk sallaya sallaya gelince oynamaya başladık :) Arkadaşsız kalmış sanırım, bizimle baya bir oynadı.

Yolda öğrendim ki İbrahim Bey'in dedesinden kalmaymış bu yer. Dedesi de Çanakkale Şehidi. Böyle olunca sıradan bir etkinlik olmaktan çıktı ve daha bir anlamlı oldu gideceğimiz mekan. Osmanlı mimarisi gözetilerek yapılmış bir evdi. Orjinali üç katlıydı. Zamanla yıpranan evin son katı çökmüş. Kısa bir zaman önce ufak bir tamirattan geçirilmiş. İçeride yürürken tahtaların sesi, beşik gibi sallanması bana tarihi yaşattı.

Yatak odası diyebileceğimiz odada şömine, şöminenin sağında büyük bir dolap, sol tarafından ise banyo vardı. Ebeveyn banyosu son yıllarda yeni yapılan evlerde mevcut. Osmanlı mimarisinde gezdiğim evlerde de görmüştüm ki neredeyse hepsinde odanın içinde banyo ve şömine mevcut. Misafir gelirse bu odaya buyur edilirmiş. Bir kazan su ocakta hazır bulundurulur, olur da ihtiyaç doğarsa ev sahibini rahatsız etmeden, kendisi de utanıp sıkılmadan banyosunu edermiş. Ne büyük incelik deyip, darısı başımıza dedim içimden :)

Evin bahçesinde kocaman bir ateş yaktık. Frizbi oynamak muhteşem eğlenceli, bir o kadar da acıktırıcıydı. Giderken aldığımız iki buçuk kilo köfteyi ateşin közleri üzerinde pişirdik. Muhteşem Kızılcahamam bazlamalarıyla beraber nasıl yedik bilemiyorum.

Yemekten sonra kanlarımız midemizle ilgilenmeye başlamış olacak ki üşümeye başladık. Evin ocağında (şömine) ateşi yaktık. Ateşin karşısında sedirlere kurulduk. Alışık olduğumuz televizyon merkezli oturma düzeni olmayınca bir uyum süreci gerekiyor ama fıtri olana dönüş zor olmuyor. Kabak oyunu oynadık. Bağlama çaldık, beraber türküler söyledik. Eski anılardan esprilere kadar dolu dolu bir akşam geçirdik.

Semaverde demlenen çay muhabbetimize eşlik ediyordu. Uyku gözlerimizden akıyor olmasına rağmen kimse yatağa gitmek istemiyordu. Bir daha böylesi samimi bir ortamı, hoş muhabbeti nerede bulacaktık. Gözlerimin üstüne iki tane fil oturmuş kalmıyor sanki :) Mecburen uyuduk.

Sabah müthiş dinlenmiş, huzurlu bir ruh haletiyle uyandık. Bahçede yine kocaman bir ateş yaktı çocuklar. En mutlusu da onlardı. Çocuklar gönüllerince eğlendiler. Komşu çocuğu Oğuz Kağan da aramıza katıldı. Doğada derinden gelen kuş sesleri ve mutlu çocuk sesleri. Bir yanda bağlama üstadı Yiğit Çokbilen, bir yanda tarih, bir yanda dostluk ve muhabbet...

Gezimizden fotoğraflar renklendirsin biraz.

Kahvaltımızdan sonra etrafı toparlayıp geri dönüşe hazırlanıyorduk ki bağlamayı eline alan Yiğit başladı halaya.

Dönüş yolunda Soğuk Su Milli Parkı'nın içinden geçiyoruz. Pazar günüydü ve çok kalabalıktı. Şehrin karmaşasından kaçmak için doğaya gidenlerdenseniz tavsiyeme kulak asın ve hafta sonu gelmeyin. Şehir karmaşasından, piknik yeri karmaşasına girmiş olursunuz. Hafta içi bir fırsatını bulup gelin.

NE MEŞHURDUR?

Bazlama almadan gitmeyin.

Güvey (Et) otu bölgede çok meşhur. Herkes kullanıyormuş. Benim gibi doğal ürünleri çok seviyorsanız tam size göre bir yer öğrendim.

Buyur edip, çay ikram eden Güldeste Baharat'tan yöresel ürünler ve ilgimi çeken doğal ürünlerden aldım. Kızılcahamam'a yolunuz düştüğünde mutlaka uğramalısınız.

Daha önce kaplıcalarına çok geldiğim için değişiklik yapıp kaplıcalara girmedik :) Bu yazıyı okuyan ve Kızılcahamam'a yolu düşenlere tavsiyem mutlaka girsinler. Belediyenin yeni yaptığı bir tesis var. Gayet temiz ve hesaplı. Düşük ücretli bir yer arayanlara tavsiye ederim. Bölgede birçok otel de mevcut.

Nisan ayında yaptığımız ufak gezimizden çok keyifli ayrıldık. Doğayla iç içe olmak, zihin yorgunluğumuzu atmak için arada yaptığımız etkinliklerden birini daha geride bıraktık.

Darısı bu yazıyı okuyanların başına :)

Son olarak sizleri bağlama üstadı Yiğit, Efeler Yunus ve Murat Hocam'la baş başa bırakıyorum

Ahmet TEKİN

Tekin Eğitim || Eğitim - Maker - Kurs - Seminer - Hobi - Blog

İrtibat: tekinegitim@hotmail.com  || +49 163 829 7778

ANA SAYFA
Blog - Yazılarım
tekin-hoca.gif